Monday, 30 July 2007

Her şey, çoğu şeyin başladığı gibi, bir şarkıyla başladı. Ne de olsa her şeyin başlangıcında kelimeler vardı ve onlar da birer melodiyle geldi. Dünya bu şekilde yapıldı, boşluk bu şekilde bölündü, ülkeler ve yıldızlar ve rüyalar ve küçük tanrılar ve hayvanlar ve bütün diğer şeyler bu şekilde dünyaya geldi.
Şarkıları söylenerek.
Muhteşem yaratıklar şarkı söylenerek var oldular, şarkıcı aynı şeyi ağaçları ve denizleri ve daha küçük yaratıkları yaptıktan sonra. Var oluşu bağlayan tepeler de şarkı söylenerek yaratıldılar ve avlanma alanları ve karanlık.
Şarkılar kalıcıdır. Solmazlar. Doğru şarkı bir imparatoru bir maskaraya dönüştürebilir, saltanatların sonunu getirebilir. Bir şarkı olaylar ve insanlar toz olana ve hayalleri bile yok olana kadar dayanabilir. Şarkıların gücü budur işte.
NEIL GAIMAN - Anansi Boys


Bebek bugün dünyaya kaçıyor
Onu evde tutan bi şey olmadığı için
Parçalanmış koza kanatlarına yapışıyor
Bebek hoşuna gidecek yeri arıyor
Parmaklarını yakmak istiyor,
Son nefesine kadar veda etmek istiyor
Ta ki herkes anlayana kadar...
...O bir bebek değil artık

... -garip olan hakkında konuşacaklardır, ama imkansız olan hakkında değil, işte bu noktada onlar için üzülürüm, çünkü bir şey imkansız olduğu an inançlarından çıkar, doğru olsa da olmasa da.

Darağacına çıkacaksan kalabalığa bir espri yap, cellada bahşiş ver ve tabureyi dudaklarında bir gülümsemeyle tekmele.

Şimdi düşmezsem yollara
Caddelere, sokaklara
Ne zaman?
Yarın olmaz...

1 comment:

Umit YILMAZ said...

Tomorrow, and tomorrow, and tomorrow,
Creeps in this petty pace from day to day,
To the last syllable of recorded time;
And all our yesterdays have lighted fools
The way to dusty death. Out, out, brief candle!
Life's but a walking shadow, a poor player
That struts and frets his hour upon the stage
And then is heard no more. It is a tale
Told by an idiot, full of sound and fury
Signifying nothing." — Macbeth