Sadece burdayım, sadece varım. Söyleyecek bir şeyim yok. Sorularım var, çok fazla sorum var; Cevap alamıyorum. Kimse düşünmüyor, kimse düşünmüyor. Çok fazla, Sorular çok rahatsız edici.
Ve sesimi tekrar kulaklarınızda duyacaksınız. Kendimi sizden koruma çabamda yok olsam da... Haykırıyorum dışarıya: benim dünyamda merhamet yok. Buradan çıkamıyorum: bir hayalet evi.
Kapatın kendinizi, Çoğalın, durgunlaşın; için, sıçın, tüketin! Hadi, hiç kimsenin ihtiyaç duymadığı şeyler Satın alın. Kendinizi güzel hissedin 10. liposuctiondan sonra. Her şeyin anlamsız olduğuna Kendinizi inandırın.
The Panther
His gaze has, from the passing of the bars,
gotten so tired that it holds nothing more.
To him it is, as if there were a thousand bars
And behind a thousand bars no world.
The soft stride of smooth strong steps,
that spins round in the tiniest circle,
is like a dance of strength around a center,
in which, numbly, a great will stands.
Only sometimes the curtain of the pupil
rises silently. — Then an image enters,
goes through the limbs’ tense silence —
and in the heart ceases to exist.
So each day would be new I build you to sleep that´s the idea of dying but you´ll just have to see You can do what you want or so you think But til you stop all your thoughts you are ties to your surroundings When the fog spreads out in the rainy season It comes from my insides When the thunderous lightning strikes down you´re seeing your real I People You blaspheme my name But still I love you Still I love you I love you just the same I hear all your prayers because I´m each one of you Creations not something I did it´s something that I do The reason for the bad is so there'd be such thing as good Oh I´d do anything for you You all know I would Be for me Be for me Be for me Before me Before me Before me You know that I try to repair and repay As life goes by a thousand times It gets a little better All is belief, All is belief, All is belief, All is belief
Moorsoldaten 1933 yılında Nazi Almanya'sında Börgermoor Toplama Kampı'ndaki tutuklular tarafından söylenen bir şarkıydı. Bu kampta Nazilere karşı olanlar, hırsızlar ve homoseksüeller tutuluyordu. Esirlerin kamptaki görevi kazma kürek gibi basit aletlerle turba bataklığındaki toprağı işlemekti. 1933 yılında Noel'den kısa bir süre önce tutuklulardan pek çoğu, kamp yaşamı hakkında konuşmamaya yemin ettiklerine dair bir belge imzalama şartıyla serbest bırakıldı.
Gözün alabildiğince Bataklık ve çalılar her yerde Kuş cıvıltısının kulağımıza çalınmadığı yerde Meşeler yamuk ve çıplak durur
Bizler bataklık askerleriyiz Ve sırtımızda küreklerle Bataklığa gideriz
Bu çorak fundalıkta Kampımız kurulmuş Burada her türlü neşeden uzak Dikenli teller ardına istiflenmişiz
Bizler bataklık askerleriyiz Ve sırtımızda küreklerle Bataklığa gideriz
Sabahları askerler gider Turbalığın arasından işlerine Yakıcı güneş altında kazarız Aklımız memlekette
Yuvayı, yuvayı özler herkes Aileye, karıya, çocuğa Kimi göğüsler gerilir iç çekişle Burada tutsak olduğu için
Aşağı yukarı yürür nöbetçiler Kimse, kimse geçemez Kaçmak hayatımıza mal olur sadece Dört kat duvarlarla çevrilidir kale
Ama halimizden yakınmayız Kış sonsuza kadar süremez Bir gün sevinçle diyeceğiz ki Yurdum, tekrar benimsin
Her sabah üç dakikalık bir kahvaltı yumurtası Ve köpekle bi tur Tam vaktinde işte olmak ve tam vaktinde eve gelmek Her gün aynı yöne doğru gidiyoruz, neden diye sormadan Her gece aynı suratlar, aynı televizyon programlarında
Sonumuz asla bu olmayak demiştik o zamanlar Bu demir parmaklıktan kuralları olan kafese hayır! Görkemli bi başkaldırıştı; karşıydık, asla onların lehine değildik Ve nihayet bir şeyler olsun diye her lanet kapıya kazıdık:
Viva la revolution - yaşasın devrim! Viva la revolution - ölümden önce hayat var!
Bu dünyayı değiştirmek istiyorduk ve önce kuaföre gittik Çünkü bi ara birileri dış görünüş önemli demişti Ve sonra savaşa attık kendimizi, Babil'in savaşçıları gibi Herkes başka bi şeye inanıyordu, çünkü kimsenin bi şeyden anladığı yoktu
Viva la revolution - yaşasın devrim! Viva la revolution - ölümden önce hayat var!
Yaşlı Marx bizimle gurur duyardı ve kutsal savaşımızla Çünkü özgürlüğümüz için savaştık, Tanrıya şükür ki kazandık Ve bugün SPD ve CDU* arasında seçim yapabiliyoruz RTL ve ZDF** arasında, Pepsi ve Coca Cola arasında
Viva la revolution - yaşasın devrim! Viva la revolution - ölümden önce hayat var!
Viva la revolution - yaşasın devrim! Bu "Viva la revolution" da maalesef sadece afyondu
*SPD: Sosyal-demokrat Parti. CDU: Hıristiyan-demokrat Parti. İkisi de birbirinden beter. **RTL ve ZDF; en çok izlenen Alman TV kanallarından iki tanesi. Biri özel, diğeri devlete bağlı.
Vaktiyle iki üzüm tanesi bir daldan sarkardı Tasasızca, bütün tek yazlık ömürleri boyunca Akşam cırcırböcekleri şarkı söylerken Üzümler için sıradışı olan bi istek kapladı içlerini Ölümsüzce aşık olmuşlardı.
Erkek esmer, sıcak bi tipti, kadınının onda en çok sevdiği taraf buydu Bülbüllerin senfonisine sessizce eşlik ederek ona serenat yapardı "Ah benim tatlı üzümüm, sana inandığımı bil Benim güzel gelinim, o narin, pürüzsüz tenin..."
Hayatımı verirdim, sadece tek bir kez seninle bir olabilmek için Hayatımı verirdim, sadece tek bir kez seninle bir olabilmek için
Ve kadını dedi ki, "evet ne güzel olurdu, ne yazık ki asla olmayacak İnsanların ve maymunların aksine biz bunun için yaratılmadık Senin hiçbir yerin ince ve sivri değil ve benim de bir yarığım yok Tanrı bunu yapmamızı istemedi o yüzden bizi üzüm olarak yarattı"
"Belki de başka bir hayatta kendimizi birbirimize verdik günah içinde O'nun kutsal sözünü dinlemedik ve bu yüzden burda soluyoruz Bir zamanlar ona inanmadık, o yüzden şimdi üzümüz sadece En azından sana dokunabiliyorum ve tenini yakından hissedebiliyorum"
Hayatımı verirdim, sadece tek bir kez seninle bir olabilmek için Hayatımı verirdim, sadece tek bir kez seninle bir olabilmek için
Sonra genç çiftçi geldi, isteksizce işini yapmak için Tüm üzümleri dallarından kopardı ve sepetine attı Bizim narin, tatlılarımız ayaklarının altında patladı sadece kısa bir an için birbirlerinin içine akmanın keyfine vararak
Kendilerini kaybettikleri mutluluk bir fıçıda mayalandı Ne de olsa ikisi birbirlerinin içinde can verdi Ve bu gece burda oturuyorum ve kırmızı şarabımı yudumluyorum Üzümleri düşünüyorum ve sessizce şarkımı söylüyorum
Hayatımı verirdim, sadece tek bir kez seninle bir olabilmek için Hayatımı verirdim, sadece tek bir kez seninle bir olabilmek için
Quick release chemicals strike with incomprehensible precision Biorganic electronics targeting microscopic destinations of devastation
Cleaner than light Meaner than a laser fight in the night 2000 Billions of micro maniacs unknown to most as the uncontrollable soldiers of sufferingsuccotash Instantaneous infiltration leaves me with a case of bustation, frustration, Alone in the constellation of alienation detached from empty conversation I wait I wait For the wave to break.
Çılgınlık adına tutuklusunuz çok yüksek sesle ve çok derinlemesine düşündünüz
Çılgınlık adına karanlığa büründünüz Düşünmenize gerek yok, zaten düşünüldünüz
Çılgınlık adına hüküm giydiniz: Zaman zaman kendinizle uğraşmışsınız
Çılgınlık adına
güldünüz
ve bundan zevk aldınız!
Çılgınlık adına kendini biraz olsun aydınlatanlar
yok edilecek!
Evet, çılgınlık gecenin içinde ilerliyor sinsice Bütün bu kuruntular aklımızı başımızdan aldılar Soğuktan bir palto giymiş Çünkü üşüyenlere daha kolay hükmedilir
Evet, çılgınlık gecenin içinde ilerliyor sinsice Kendine adalet ve güç diyor Güneşi kovuyor Zamanı söndürüyor ve bizi gerçeklikten çalıyor
Johnny bodrumda İlacını karıştırıyor Ben kaldırımda oturmuş Devlet hakkında düşünüyorum Yağmurluğunun içindeki adam Çıkar yaka kartını, işten atıldın Fena öksürüyorum diyor Borçlarının ödenmesini istiyor Dikat et evlar Bir şeyler yaptın Tanrı bilir ne zaman Ama yine yapacaksın İyisi mi pasaja dal Yeni bi arkadaş bul Rakun derisi başlıklı adam Koca hücresinde 11 dolarlık fatura kesiyor Sende sadece 10 dolar var
Maggie geliyor koşarayak Yüzü siyah isle kaplı Diyor ki kaloriferden olmuş Yatakta bitkiler ama Telefon yine de kaçak Maggie diyor ki, herkes Mayıs başı baskın yapalım diyormuş DA'nın emirleri Dikkat et evlat N'apmış olursan ol Parmak uçlarında yürü Kafein tabletleri deneme Yangın hortumuyla dolaşanlardan Uzak dur en iyisi Burnunu temiz tut Sivil polislere dikkat et Rüzgarın ne yönde estiğini bilmek için Meteoroloji uzmanı olmaya gerek yok
Hasta ol, iyileş Mürekkep hokkalarında dolaş Zili çal, söylemesi zor Bir şey satabilir misin Çok çalış, tutuklan Geri gel, kör alfabesi öğren Hapse gir, kefalet öde Olmadı savaşa katıl Dikkat et evlat Vurulacaksın Ama tüketiciler, hilekarlar 6 saatlik kaybedenler Tiyatroların oralarda takılın Havuzun kenarındaki kız Başka bir enayi arıyor Liderleri takip etmeyin Nereye park ettiğinize dikkat edin
Yeniden doğ, kendini sıcak tut Kısa pantolonlar, romantizm, dans etmeyi öğren Giyin, kutsan Başarılı olmaya çalış Kadını tatmin et, adamı tatmin et, hediyeler al Hırsızlık yapma, hiçbir şey aşırma 20 yıllık öğrenim hayatı sonunda Seni sabah vardiyasına aldılar Dikkat et evlat Her şeyi saklı tutuyorlar Lağımdan aşağı atlasan daha iyi Kendine bir mum yak Sandalet giyme Skandalardan kaçın Bi serseri olmak istemezsin Sakız çiğnesen iyi edersin Tabancan da çalışmıyor Çünkü haydutun teki kabzasını almış.
Dinlemeyi reddettiğin Ben yüzleşmek zorunda kaldığın yüzüm Yüzüne yansımış Ben geriye kalanım, doğru olanım Ben düşmanınım Ben seni dizlerinin üzerine çökerticek elim
Peki ya sen kimsin?
Ya diğerleri gibi olmadığımı söylersem? Senin oyuncaklarından biri olmadığımı söylersem? Numara yapan sensin Ya asla pes etmeyeceğimi söylersem?
"Orada yukarda, kuzey batıda Rhein nehri akıyor ve efsane der ki Loreley (ölüm perisi) orada oturup ölüm getiren şarkılarını söylemiştir. Ama bugün orada çok daha ölümcül bir müzik olacak." WE'RE GONNA ROCK AROUND THE CLOCK TONIGHT!
Die Ärzte, (die beste Band der Welt) Kasım ayında ne hakkında olduğu henüz belirsiz konsept albümünü çıkarıcak. Grup hakkında bilgisiz olanlar için kısa bi açıklama gerekli olabilir: Die Ärzte satanizmin yeni bi kolu olan Alman bir müzik grubudur. Hayranlarının (yani tarikat üyelerinin) gruba bağlılıklarını kanıtlamaları için ruhlarını Bela B.'ye, beyinlerini Farin Urlaub'a ve vücutlarını da Rodrigo Gonzalez'e satmaları gerekmektedir. Dinin esasları kısaca şöyle sıralanabilir: +Her kadın (= yetişkin erkeğin zıddı, yetişkin dişi olan insan) konserlere en az bir adet sütyen getirip bunu törensel bi şekilde gruba kurban etmelidir. +Her gün kahvaltıdan önce bir şişe Underberg veya kişinin antialkolik olması durumu halinde bir bardak süt tüketilmelidir. +İstek parça olarak asla -ama ASLA- Paul der Bademeister adlı şarkı istenmemelidir. +Die Prinzen adlı Alman pop grubunu açıkça sevmek, sevdiğini çaktırmak, şarkılarına orjinal sözleriyle eşlik etmek, o gruba para kazandıracak herhangi bir eylemde bulunmak büyük günahtır.
Albüm konusuna geri dönmek gerekirse ilk single olan Junge (oğlan/oğlum) şarkısının kendisi, sözleri ve sözlerinin çevirisi aşağıda verilmiştir:
Oğlum Neden hiç ders çalışmadın? Dieter'a baksana! Onun bi arabası bile var Neden Werner Amca'nın atölyesine gitmiyosun? O sana kesin iş verir Eğer ondan istersen
Oğlum Şu kılık kıyafetine bi bak! Pantolonunda delikler Ve sürekli bu gürültü! (Komşular ne diyecek?) Ve sonra bi de saçların Ne söyleyeceğimi bilmiyorum Onları boyamak zorunda mısın? (Komşular ne diyecek?) Asla eve gelmiyosun Seninle napıcamızı bilmiyoruz
Oğlum Annenin kalbini kırma Henüz çok geç diil Hala üniversiteye yazılabilirsin Eskiden hayvanları ne kadar severdin Bu tam sana göre olmaz mıydı Kendine ait bi muayenehane?
Oğlum Şu kılık kıyafetine bi bak! Burnunda delikler Ve sürekli şu gürültü! (Komşular ne diyecek?) Elektronik gitarlar ve aptal aptal sözler Bunu kim dinlemek ister ki? (Komşular ne diyecek?) Asla eve gelmiyosun Bu kadar kötü ilişkiler Sana beş kuruş para bırakmicaz! (Maliye Bakanlığı ne diyecek?) Bunun sonu nereye varıcak? Senin için endişelendiğimizi anlasana
Ve o kadar tatlı bi çocuktun ki... O kadar tatlıydın ki...
Ve şu arkadaşların yok mu! Hepsi uyuşturucu kullanıyo! Ve sürekli bu gürültü (Komşular ne diyecek?) Geleceğini düşün Aileni düşün Ölmemizi mi istiyosun??
Yarı suyun altında Yarı annemin kızıyım Tartışmaya açık bir parça Koleksiyonun tamamı İstedikleri yarı fiyatına Hastalıklı şöhrete sahip evin yarı yolundayım
Yarı kazara Yarı acıklı enstrümantal Düşünecek çok şeyim var Şaka mı yaptıklarını sanıyosunuz? Gidip onu kışkırtmalısınız Sanırım öğrenmenin tam zamanı
Yarı biyoloji, yarı ters gitmiş plastik cerrahi Burada fazla kalırsan komik bi şeyler olduğunu fark ediceksin Uzun zaman önce kara bir deliğin içindeydim Engellemek için hapların olmadığı zamanlarda Yarı Jill'im Yarı Jack
İki yarım eşittir İki şeytanın arasına bi haç Gıpta edilecek bir parça değil Ama eğer dinlersen Yarımlar ve yarım olmayanlar Arasındaki farkı anlarsın
Ama onu içeri aldığımda ilmiklerimin Hastalandığını hissediyorum Onu içimden temizleyip atmak istiyorum Ama dedikleri gibi 'kan daha yoğundur'
Yüzümde annemi görüyorum Ama sadece yolculuk ettiğimde Koşabildiğim kadar hızlı koşuyorum Ama Jack tökezleyerek peşimden geliyor Ve eğer yeteri kadar cesur olursam Onu atmanın bir yolunu bulurum Ve o kadar uçuyorum ki Ne sen ne de tüm sevgin beni indirebilir 83üne geldiğinde bile sihirli kelimeleri bulamadı Bu gerçeği değiştirecek: Yarı Jill'im Yarı Jack
Eve giden yolu yarıladım Yarı umutluyum Bi çözüm yolunun bulunacağına dair Çünkü bu kalabalıkla başa çıkabilecek kadar güçlü değilim Beni yok edebilir Ama vücudumu kurban etmeye hazırım Eğer Jack parçamı içimden çıkarabilseydi!
**Bazı şeyleri açıklaması için: şarkıyı Amanda babası için yazdı
Nasıl anlatabilirim ki? Denediğimde tekrar sırtını dönüyor Hep aynısı Hep aynı eski hikaye Konuşabildiğim andan itibaren Dinlemem buyuruldu Artık bir yol var Ve biliyorum ki uzaklara gitmeliyim
Tüm ağladığım zamanlarda Bildiğim şeyleri içimde tutarak... Zor olduğunu biliyorum Ama görmezden gelmesi daha da zor Haklı olsalardı katılırdım Ama biliyolar ki sorun onlar, Ben değil Artık bir yol var ve biliyorum ki gitmeliyim Uzaklara gitmeliyim
THERE'S NO HOME FOR YOU HERE, GIRL, GO AWAY THERE'S NO HOME FOR YOU HERE
Freiheit, freiheit Ist die Einzige die fehlt
"Hayat etli türlü gibidir. Sık sık karıştırmak gerekir yoksa tüm köpük yüzeye çıkar"-Ağaçkakan
Gülümsediğimde gerçek bi gülümsemeyim Hayallerim var, bir ülke kadar geniş Dedim ki, şimdi başa çıkabilirim Senin için daha iyi olur Bi şekilde üstesinden geliriz, Çünkü yaptığımız şey bu
Dışarda bi şeyler Sevginin tek dostun olduğu yerde Ve biz kendini iyi hissetmeni sağlayanlarız Esirgenecek biri Sevgi tek çıkış yolu olduğunda Ve biz kendini iyi hissetmeni sağlayanlarız
Kraliçeyi yatağından çaldı Ve kemiklerine bağladılar onu. Denizler bizimdir Ve güçler adına Dolaşıcağımız yerlerde dolaşırız
Yo, ho, hep beraber çekin Çekin bayrakları göklere İleri, ho, hırsızlar ve dilenciler Bizler asla ölmeyelim
Bazı adamlar öldü Bazıları hayatta kaldı Ve diğerleri denizlerde yol alırlar hala Kafesin anahtarıyla Ve şeytana olan borcumuzla Fiddler'ın Yeşilliği'ne yol alırız
Çan çalındısulu mezarında... Ölümcül sesini duyuyor musun? Biz bir çağrıyız herkese Fırtınaya kulak verinve yelkenlerinizi eve çevirin!
Yo, ho, hep beraber çekin Çekin bayrakları göklere İleri, ho, hırsızlar ve dilenciler Bizler asla ölmeyelim
"İçkiler, bizim içkilerimiz. Üzerinde biraların sallanmasını engelleyen matı olan masa, bizim masamız. Bizim dart tahtamız ve şurdakiler, bizim çemberlerimiz" Ayağını yere vurdu. "Halısı olmayan yer, bizim yerimiz. Tüm yayları çıkmış kıçımıza giren sandalyeler de bizim sandalyelerimiz. Biz buraya aitiz Bimbo," dedi Bertie. Ve şurdaki züppegötoğlanları yukarı çıkıp 'Lounge'da kalmalı, siktiğimin ait oldukları yerde!"
Tüm güzeller ve mükemmeller Burası onların bölgesi değil Milyonerler ve mimarlar Hiçbiri bugün burda değil Onlar yerine beni dene
Birbirimizi bir ömürdür tanıyoruz Henüz çocukken sarılırdım sana Seninle yılları saydım Rüyalarınla oynadım Yollarını ben seçtim Ben senin şansınım ve lanetinim Nerdeyse seni çılgına çevirdim Yine de hep bana inandın
Ben içindeki hasretim Ben içindeki hasretim
Ne zaman yanında olsam Her şeyi sadece benim için yaptın Seni yanlış yönlendirdim Verdiğim sözler çoğu zaman boştu Benim yüzümden öfkeden ağladın Benim yüzümden kendi kendinin düşmanı oldun Benim suçumdu, yapabileceğin bi şey yoktu Ben içindeki umudum ve benimle ölüyorsun
Ben içindeki hasretim Ben içindeki hasretim Ben içindeki hasretim ve benimle öleceksin
A friend with weed is better A friend with breasts and all the rest A friend who's dresed in leather A friend in need's a friend indeed A friend who'll tease is better Our thoughts compressed Which makes us blessed And makes for stormy weather Day's dawning, skins crawling Pure morning
Monday, 30 July 2007
Her şey, çoğu şeyin başladığı gibi, bir şarkıyla başladı. Ne de olsa her şeyin başlangıcında kelimeler vardı ve onlar da birer melodiyle geldi. Dünya bu şekilde yapıldı, boşluk bu şekilde bölündü, ülkeler ve yıldızlar ve rüyalar ve küçük tanrılar ve hayvanlar ve bütün diğer şeyler bu şekilde dünyaya geldi. Şarkıları söylenerek. Muhteşem yaratıklar şarkı söylenerek var oldular, şarkıcı aynı şeyi ağaçları ve denizleri ve daha küçük yaratıkları yaptıktan sonra. Var oluşu bağlayan tepeler de şarkı söylenerek yaratıldılar ve avlanma alanları ve karanlık. Şarkılar kalıcıdır. Solmazlar. Doğru şarkı bir imparatoru bir maskaraya dönüştürebilir, saltanatların sonunu getirebilir. Bir şarkı olaylar ve insanlar toz olana ve hayalleri bile yok olana kadar dayanabilir. Şarkıların gücü budur işte.
NEIL GAIMAN - Anansi Boys
Bebek bugün dünyaya kaçıyor
Onu evde tutan bi şey olmadığı için Parçalanmış koza kanatlarına yapışıyor Bebek hoşuna gidecek yeri arıyor Parmaklarını yakmak istiyor, Son nefesine kadar veda etmek istiyor Ta ki herkes anlayana kadar... ...O bir bebek değil artık
... -garip olan hakkında konuşacaklardır, ama imkansız olan hakkında değil, işte bu noktada onlar için üzülürüm, çünkü bir şey imkansız olduğu an inançlarından çıkar, doğru olsa da olmasa da.
Darağacına çıkacaksan kalabalığa bir espri yap, cellada bahşiş ver ve tabureyi dudaklarında bir gülümsemeyle tekmele.
Şimdi düşmezsem yollara Caddelere, sokaklara Ne zaman? Yarın olmaz...
Thank you
-
It’s been a while since I've posted anything anywhere, but I didn't want to
let any more time go by without thanking everyone for all your kind
messages ...
No Game No Life
-
*Saya: What should I write?*
*Shaq: Tell the world.. Tell the world that it's an amazing anime.*
**I think this post has some spoilers. Close your eyes whil...
long long time...
-
it has been a very long time since i made my last post.
working you see. it has been a year though.. kill me, i'm not a guy to blog
maybe...
fuck it.
yamyam(masal denemesi 1/1)
-
-iyi günler, bugün nasılsın?
-her zamanki gibi, yani orta şeker...
-bunun böyle olması gerekmez, biliyorsun?
-değişeceğim diye farklı biri olacak değilim!
-i...