Showing posts with label leguin. Show all posts
Showing posts with label leguin. Show all posts

Monday, 11 January 2010

Boys don't cry



Ai was exhausted and enraged. He looked ready to cry, but did not. I believe he considers crying either evil or shameful. Even when he was very ill and weak, the first days of our escape, he hid his face from me when he wept. Reasons personal, racial, social, sexual - how can I guess why Ai must not weep? Yet his name is a cry of pain.



Ai yorgun ve öfkeliydi. Ağlamaya hazır görünüyordu, ama ağlamadı. Sanırım ağlamanın kötü ya da utanç verici olduğunu düşünüyor. Kaçışımızın ilk günlerinde, çok hasta ve zayıf olduğunda bile ağladığında yüzünü benden sakladı. Kişisel, kültürel, sosyal ya da cinsel sebepler - Ai'nin neden ağlamaması gerektiğini nasıl bilebilirim? Yine de ismi bir yardım çığlığı.
Ursula Le Guin, Left Hand of Darkness (Karanlığın Sol Eli)

Saturday, 11 April 2009

Yaşlı Kadın Şarkı Söyler

Bir eriktim.
Çekirdekli,
kurutulmuş
erik oldum,
kuru erik.
Ye beni, ye!
Çekirdeğim
yere düşsün,
ağaç olsun,
erik dolsun.


"Hep Yuvaya Dönmek"ten. by UrsulaKLeGuin.

Saturday, 15 September 2007

The Dispossessed

"Anarres'te hiçbir şey güzel değildir, yalnız yüzler güzeldir. Diğer yüzler, erkek ve kadın yüzleri. Bizim onlardan başka bir şeyimiz yok, birbirimizden başka bir şeyimiz yok. Burada siz mücevherleri görüyorsunuz, orada gözleri görürsünüz. Gözlerde de görkemi, insan ruhunun görkemini görürsünüz. Çünkü bizim erkeklerimiz ve kadınlarımız özgürdür, hiçbir şeye sahip olmadıkları için özgürdürler. Siz sahipler ise sahiplisiniz. Hepiniz hapistesiniz. Herkes yalnız, tek başına, sahip olduğu yığınla birlikte. Hapiste yaşıyor, hapiste ölüyorsunuz. Gözlerinizde görebildiğim yalnızca bu -duvar, duvar!"

"Bir mezartaşının üzerinde oturup, hayata bakıp 'Ne güzel!' demeye yokum!"

Vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendiniz vermeniz gerekir.
Devrimi satın alamazsınız.
Devrimi yapamazsınız.
Devrim olabilirsiniz ancak.
Devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiçbir yerde değildir.

Askerler geldiklerinde, ölü ve ölmekte olan erkek ve kadınların arasından, düzgün siyah giysileri içinde merdivenlerden çıktıklarında, büyük fuayenin yüksek, gri, parlak duvarının üstünde, bir adam boyu yükseklikte, geniş kan lekeleriyle yazılmış bir sözcük buldular: KAHROLSUN.