Showing posts with label fantastik. Show all posts
Showing posts with label fantastik. Show all posts

Thursday, 25 February 2010

Friday, 19 February 2010

Bir Giriş

Titus yedi yaşında. Gormenghast'ta yaşıyor. Gölgelerin arasında emzirildi. Ritüel ağlarında sütten kesildi. Kulakları için yanıklar, gözleri için taştan bir labirent var. yine de bedeninde bu gölgeli mirastan başka - başka bir şey bulunmakta. Çünkü o her şeyden önce bir çocuk.

İnsan icade olanlardan çok daha zorlayıcı bir ritüel, demir atmış karanlığa karşı savaşıyor. Bir kan ritüeli. Hızlanan kanın ritüeli. Bu hızlı sezgileri atalarına borçlu değil. Yeryüzünün çocukluk zamanlarından kalma, trilyonlarca derindeki o cansız ev sahiplerine borçlu.

Parlak kanın armağanı. İlkeler "Ağla," diye mırıldandığında gülen kanın. Yakıcı kanunlar "Sevin!" diye mırıldandığında kederlenen kanın. Ey büyük gölgelerin içindeki küçük devrim!

Friday, 26 October 2007

The Color of Trust

Bana güvenini ver, dedi Aes Sedai,
Omuzlarımda gökleri taşıyayım.
Güven ki en iyisini bileyim ve yapayım,
Ki diğerlerine de göz kulak olayım.
Ama güven büyüyen kara tohum rengidir.
Güven akan yürek kanı rengidir
Güven ruhun son nefesinin rengidir.
Güven ölüm rengidir.

Bana güvenini ver, dedi kraliçe tahtına,
Çünkü tüm yükü tek başıma taşımalıyım
Güven ki yöneteyim, yargılayayım ve hükmedeyim,
Ve kimse düşünmesin kandırıldığını.
Ama güven mezar köpeğinin havlama sesidir.
Güven karanlıkta ihanetin sesidir.
Güven ruhun son nefesinin sesidir.
Güven ölüm sesidir.

Saturday, 20 October 2007

Ejder Kehanetleri

Gölge'nin yüzüne, daha önce yeniden doğmuş olan ve sonsuza dek defalarca doğacak olan biri doğacak. Ejder yeniden doğacak ve yeniden doğuşunda haykırışlar ve diş gıcırtıları duyulacak. Ejder insanları kefen ve küllerle giydirecek ve tüm bağları kopartarak dünyayı yeniden kuracak.
Hepimizi şafak gibi körleştirip doğuracak ve Yenidendoğan Ejder, Son Savaş'ta Gölge ile yüzleşecek ve kanı bize hayat verecek. Bırakın aksın gözyaşları, ey dünyanın halkları, Kurtuluşunuz için ağlayın.
Karaethon Döngüsünden
Ejder Kehanetleri
Ve yolları çok olacak. Ve adını kim bilecek; defalarca, farklı kısveler altında doğacak aramıza, tıpkı şimdiye dek yaptığı, bundan sonra da yapacağı gibi, sonsuz zamanda. Gelişi sabahın keskin tarafı gibi olacak, yaşamlarımızı sükunet içinde yaşadığımız yerden saban izleri gibi tersyüz edecek. Bağları kıran; zincirleri ören. Gelecekleri inşa eden; kaderi çözen.

Ufkun ötesinde fırtınalar gürler, gökyüzünün ateşleri yeryüzünü kavurur...

...Yıkım olmadan kurtuluş yok ve ölümün bu yanında umut yok.

"Onun gerçek Yenidendoğan Ejder olduğunu düşünüyorlar," dedi sonunda, tiksintiyle. "Onun, Kehanetlerin söylediği gibi, her tür bağı kırdığını söylüyorlar. Erkekler lordlarını, çıraklar ustalarını terk etti. Kocalar ailelerini, kadınlar kocalarını bıraktı. Bu rüzgarla taşınan bir salgın ve sahte Ejder'den kaynaklanıyor."

Monday, 27 August 2007

Anka Kuşu'nun Efsanesi

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı`nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...
Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyler yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
Baykuş yıkıntılarını özlemiş,
Balıkçıl kuşu bataklığını...
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi “yok oluş” ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş… Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış. Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki; “SİMURG ANKA – Otuz Kuş” demekmiş.
Onların hepsi Simurg’muş. Her biri de Simurg’muş.

Simurg Anka’yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yok oluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça bataklığımızda, yıkıntılarımızda ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

Saturday, 4 August 2007

Wheel of Time

"Gölge kaybolana, su kuruyana kadar, Gölge'nin içine dişlerimizi sıkarak, son nefesimize kadar meydan okurcasına haykırmak, Son Gün'de Köreden'in yüzüne tükürmek için."

Islat mızrakları... güneş tırmanırken
Islat mızrakları... güneş batarken
Islat mızrakları... kim korkar ölümden?
Islat mızrakları... bildiğim hiç kimse!
Islat mızrakları... daha yaşam sürerken
Islat mızrakları... yaşam sona ererken
Islat mızrakları... hayat bir düştür
Islat mızrakları... tüm düşler biter
Islat mızrakları... gölge gidene kadar
Islat mızrakları... su kuruyana kadar
Islat mızrakları... evden ne kadar uzakta?
Islat mızrakları... ölene kadar!

Yeri kaplayan kara rağmen, gecenin içinde rahatça koşuyordu. Gölgelerle birdi; ormanda süzülüyordu, gözleri ay ışığı altında güneş altındaymış kadar iyi görüyordu. Soğuk bir rüzgar kürkünü karıştırıyordu. Aniden rüzgar tüylerinin diken diken olmasına sebep olan bir korku getirdi. Yüreği Hiçdoğmamışlar için duyduğu nefretten de büyük bir nefretle hızlandı. Nefret ve ölümün yaklaştığı bilgisi. Artık yapılacak seçim yoktu. Hızla ölüme doğru koştu.


Kupa kuruyana kadar şarap içeceğiz
Ve ağlamasınlar diye kızları öpeceğiz
Ve zarları atıp gideceğiz
Gölgelerin Jak'ı ile dans etmeye

Ay koştuğundan dans edeceğiz tüm gece,
Ve kızları hoplatacağız dizlerimizde,
Ve sonra siz de at süreceksiniz benimle
Gölgelerin Jak'ı ile dans etmeye

---------------------------------------------------------------------------------------------------------

Zaman Çarkı döner ve Çağlar gelip geçerek önce efsane olan, sonra solup söylenceye dönen, o Çağ tekrar geldiğinde uzun zaman önce unutulmuş olan anılar bırakır. Bazılarının Üçüncü Çağ, gelecek bir Çağ, uzun zaman önce geçmiş bir Çağ dediği Çağda, Kıyamet Dağları'nda bir rüzgar yükseldi. Rüzgar başlangıç değildi. Zaman Çarkı'nın dönüşünde ne başlangçlar, ne de sonlar vardır. Ama bu bir başlangıçtı.

Zaman Çarkı döner
Ve çağlar gelir gider
Olmuş olan, olacak olan
Ve olmakta olan
Her an Gölgenin altında ezilebilir
Bırakın EJDER bir kez daha
Zamanın rüzgarlarına binsin.

Monday, 30 July 2007

Her şey, çoğu şeyin başladığı gibi, bir şarkıyla başladı. Ne de olsa her şeyin başlangıcında kelimeler vardı ve onlar da birer melodiyle geldi. Dünya bu şekilde yapıldı, boşluk bu şekilde bölündü, ülkeler ve yıldızlar ve rüyalar ve küçük tanrılar ve hayvanlar ve bütün diğer şeyler bu şekilde dünyaya geldi.
Şarkıları söylenerek.
Muhteşem yaratıklar şarkı söylenerek var oldular, şarkıcı aynı şeyi ağaçları ve denizleri ve daha küçük yaratıkları yaptıktan sonra. Var oluşu bağlayan tepeler de şarkı söylenerek yaratıldılar ve avlanma alanları ve karanlık.
Şarkılar kalıcıdır. Solmazlar. Doğru şarkı bir imparatoru bir maskaraya dönüştürebilir, saltanatların sonunu getirebilir. Bir şarkı olaylar ve insanlar toz olana ve hayalleri bile yok olana kadar dayanabilir. Şarkıların gücü budur işte.
NEIL GAIMAN - Anansi Boys


Bebek bugün dünyaya kaçıyor
Onu evde tutan bi şey olmadığı için
Parçalanmış koza kanatlarına yapışıyor
Bebek hoşuna gidecek yeri arıyor
Parmaklarını yakmak istiyor,
Son nefesine kadar veda etmek istiyor
Ta ki herkes anlayana kadar...
...O bir bebek değil artık

... -garip olan hakkında konuşacaklardır, ama imkansız olan hakkında değil, işte bu noktada onlar için üzülürüm, çünkü bir şey imkansız olduğu an inançlarından çıkar, doğru olsa da olmasa da.

Darağacına çıkacaksan kalabalığa bir espri yap, cellada bahşiş ver ve tabureyi dudaklarında bir gülümsemeyle tekmele.

Şimdi düşmezsem yollara
Caddelere, sokaklara
Ne zaman?
Yarın olmaz...