Showing posts with label müzik. Show all posts
Showing posts with label müzik. Show all posts

Friday, 10 September 2010

Hayalet Evi

Kimse beni görmüyor.
Sadece burdayım, sadece varım.
Söyleyecek bir şeyim yok.
Sorularım var, çok fazla sorum var;
Cevap alamıyorum.
Kimse düşünmüyor, kimse düşünmüyor.
Çok fazla,
Sorular çok rahatsız edici.


Ve sesimi tekrar kulaklarınızda duyacaksınız.
Kendimi sizden koruma çabamda yok olsam da...
Haykırıyorum dışarıya: benim dünyamda merhamet yok.
Buradan çıkamıyorum: bir hayalet evi.


Kapatın kendinizi,
Çoğalın, durgunlaşın; için, sıçın, tüketin!
Hadi, hiç kimsenin ihtiyaç duymadığı şeyler
Satın alın.
Kendinizi güzel hissedin
10. liposuctiondan sonra.
Her şeyin anlamsız olduğuna
Kendinizi inandırın.



Ve sesimi tekrar kulaklarınızda duyacaksınız.
Kendimi sizden koruma çabamda yok olsam da...
Haykırıyorum dışarıya: benim dünyam merhametsiz.
Buradan çıkamıyorum: bir hayalet evi.

Ne yaparsanız yapın
Sizi rahat bırakmam!

Friday, 2 May 2008

Die Toten Hosen - Viva La Revolution



Her sabah üç dakikalık bir kahvaltı yumurtası

Ve köpekle bi tur
Tam vaktinde işte olmak ve tam vaktinde eve gelmek
Her gün aynı yöne doğru gidiyoruz, neden diye sormadan
Her gece aynı suratlar, aynı televizyon programlarında

Sonumuz asla bu olmayak demiştik o zamanlar
Bu demir parmaklıktan kuralları olan kafese hayır!
Görkemli bi başkaldırıştı; karşıydık, asla onların lehine değildik
Ve nihayet bir şeyler olsun diye her lanet kapıya kazıdık:

Viva la revolution - yaşasın devrim!
Viva la revolution - ölümden önce hayat var!

Bu dünyayı değiştirmek istiyorduk ve önce kuaföre gittik
Çünkü bi ara birileri dış görünüş önemli demişti
Ve sonra savaşa attık kendimizi, Babil'in savaşçıları gibi
Herkes başka bi şeye inanıyordu, çünkü kimsenin bi şeyden anladığı yoktu

Viva la revolution - yaşasın devrim!
Viva la revolution - ölümden önce hayat var!

Yaşlı Marx bizimle gurur duyardı ve kutsal savaşımızla
Çünkü özgürlüğümüz için savaştık, Tanrıya şükür ki kazandık
Ve bugün SPD ve CDU* arasında seçim yapabiliyoruz
RTL ve ZDF** arasında, Pepsi ve Coca Cola arasında

Viva la revolution - yaşasın devrim!
Viva la revolution - ölümden önce hayat var!

Viva la revolution - yaşasın devrim!
Bu "Viva la revolution" da maalesef sadece afyondu

*SPD: Sosyal-demokrat Parti. CDU: Hıristiyan-demokrat Parti. İkisi de birbirinden beter.
**RTL ve ZDF; en çok izlenen Alman TV kanallarından iki tanesi. Biri özel, diğeri devlete bağlı.

Thursday, 17 April 2008

İki Üzüm Tanesi


Vaktiyle iki üzüm tanesi bir daldan sarkardı
Tasasızca, bütün tek yazlık ömürleri boyunca
Akşam cırcırböcekleri şarkı söylerken
Üzümler için sıradışı olan bi istek kapladı içlerini
Ölümsüzce aşık olmuşlardı.

Erkek esmer, sıcak bi tipti, kadınının onda en çok sevdiği taraf buydu
Bülbüllerin senfonisine sessizce eşlik ederek ona serenat yapardı
"Ah benim tatlı üzümüm, sana inandığımı bil
Benim güzel gelinim, o narin, pürüzsüz tenin..."

Hayatımı verirdim, sadece tek bir kez seninle bir olabilmek için
Hayatımı verirdim, sadece tek bir kez seninle bir olabilmek için

Ve kadını dedi ki, "evet ne güzel olurdu, ne yazık ki asla olmayacak
İnsanların ve maymunların aksine biz bunun için yaratılmadık
Senin hiçbir yerin ince ve sivri değil ve benim de bir yarığım yok
Tanrı bunu yapmamızı istemedi o yüzden bizi üzüm olarak yarattı"

"Belki de başka bir hayatta kendimizi birbirimize verdik günah içinde
O'nun kutsal sözünü dinlemedik ve bu yüzden burda soluyoruz
Bir zamanlar ona inanmadık, o yüzden şimdi üzümüz sadece
En azından sana dokunabiliyorum ve tenini yakından hissedebiliyorum"

Hayatımı verirdim, sadece tek bir kez seninle bir olabilmek için
Hayatımı verirdim, sadece tek bir kez seninle bir olabilmek için

Sonra genç çiftçi geldi, isteksizce işini yapmak için
Tüm üzümleri dallarından kopardı ve sepetine attı
Bizim narin, tatlılarımız ayaklarının altında patladı
sadece kısa bir an için birbirlerinin içine akmanın keyfine vararak

Kendilerini kaybettikleri mutluluk bir fıçıda mayalandı
Ne de olsa ikisi birbirlerinin içinde can verdi
Ve bu gece burda oturuyorum ve kırmızı şarabımı yudumluyorum
Üzümleri düşünüyorum ve sessizce şarkımı söylüyorum

Hayatımı verirdim, sadece tek bir kez seninle bir olabilmek için
Hayatımı verirdim, sadece tek bir kez seninle bir olabilmek için




Saturday, 5 April 2008

Error 404

Quick release chemicals strike with incomprehensible precision
Biorganic electronics targeting microscopic destinations of devastation

Cleaner than light
Meaner than a laser fight in the night 2000
Billions of micro maniacs unknown to most as the uncontrollable soldiers of suffering succotash
Instantaneous infiltration leaves me with a case of bustation, frustration,
Alone in the constellation of alienation detached from empty conversation
I wait
I wait
For the wave to break.

Wednesday, 5 December 2007

The Story of Bonnie and Clyde

You've read the story of Jesse James--
Of how he lived and died;
If you're still in need
Of something to read
Here's the story of Bonnie and Clyde.

Now Bonnie and Clyde are the Barrow gang.
I'm sure you all have read
How they rob and steal
And those who squeal
Are usually found dying or dead.

There's lots of untruths to these write-ups;
They're not so ruthless as that;
Their nature is raw;
They hate the law--
The stool pigeons, spotters, and rats.

They call them cold-blooded killers;
They say they are heartless and mean;
But I say this with pride,
That I once knew Clyde
When he was honest and upright and clean.

But the laws fooled around,
Kept taking him down
And locking him up in a cell,
Till he said to me,
"I'll never be free,
So I'll meet a few of them in hell."

The road was so dimly lighted;
There were no highway signs to guide;
But they made up their minds
If all roads were blind,
They wouldn't give up till they died.

The road gets dimmer and dimmer;
Sometimes you can hardly see;
But it's fight, man to man,
And do all you can,
For they know they can never be free.

From heart-break some people have suffered;
From weariness some people have died;
But take it all in all,
Our troubles are small
Till we get like Bonnie and Clyde.

If a policeman is killed in Dallas,
And they have no clue or guide;
If they can't find a fiend,
They just wipe their slate clean
And hang it on Bonnie and Clyde.

There's two crimes committed in America
Not accredited to the Barrow mob;
They had no hand
In the kidnap demand,
Nor the Kansas City Depot job.

A newsboy once said to his buddy:
"I wish old Clyde would get jumped;
In these awful hard times
We'd make a few dimes
If five or six cops would get bumped."

The police haven't got the report yet,
But Clyde called me up today;
He said, "Don't start any fights--
We aren't working nights--
We're joining the NRA."

From Irving to West Dallas viaduct
Is known as the Great Divide,
Where the women are kin,
And the men are men,
And they won't "stool" on Bonnie and Clyde.

If they try to act like citizens
And rent them a nice little flat,
About the third night
They're invited to fight
By a sub-gun's rat-tat-tat.

They don't think they're too smart or desperate,
They know that the law always wins;
They've been shot at before,
But they do not ignore
That death is the wages of sin.

Some day they'll go down together;
They'll bury them side by side;
To few it'll be grief--
To the law a relief--
But it's death for Bonnie and Clyde.

Bonnie Parker, 1934


Sunday, 21 October 2007

Subterranean Homesick Blues



Johnny bodrumda
İlacını karıştırıyor
Ben kaldırımda oturmuş
Devlet hakkında düşünüyorum
Yağmurluğunun içindeki adam
Çıkar yaka kartını, işten atıldın
Fena öksürüyorum diyor
Borçlarının ödenmesini istiyor
Dikat et evlar
Bir şeyler yaptın
Tanrı bilir ne zaman
Ama yine yapacaksın
İyisi mi pasaja dal
Yeni bi arkadaş bul
Rakun derisi başlıklı adam
Koca hücresinde
11 dolarlık fatura kesiyor
Sende sadece 10 dolar var

Maggie geliyor koşarayak
Yüzü siyah isle kaplı
Diyor ki kaloriferden olmuş
Yatakta bitkiler ama
Telefon yine de kaçak
Maggie diyor ki, herkes
Mayıs başı baskın yapalım diyormuş
DA'nın emirleri
Dikkat et evlat
N'apmış olursan ol
Parmak uçlarında yürü
Kafein tabletleri deneme
Yangın hortumuyla dolaşanlardan
Uzak dur en iyisi
Burnunu temiz tut
Sivil polislere dikkat et
Rüzgarın ne yönde estiğini bilmek için
Meteoroloji uzmanı olmaya gerek yok

Hasta ol, iyileş
Mürekkep hokkalarında dolaş
Zili çal, söylemesi zor
Bir şey satabilir misin
Çok çalış, tutuklan
Geri gel, kör alfabesi öğren
Hapse gir, kefalet öde
Olmadı savaşa katıl
Dikkat et evlat
Vurulacaksın
Ama tüketiciler, hilekarlar
6 saatlik kaybedenler
Tiyatroların oralarda takılın
Havuzun kenarındaki kız
Başka bir enayi arıyor
Liderleri takip etmeyin
Nereye park ettiğinize dikkat edin

Yeniden doğ, kendini sıcak tut
Kısa pantolonlar, romantizm, dans etmeyi öğren
Giyin, kutsan
Başarılı olmaya çalış
Kadını tatmin et, adamı tatmin et, hediyeler al
Hırsızlık yapma, hiçbir şey aşırma
20 yıllık öğrenim hayatı sonunda
Seni sabah vardiyasına aldılar
Dikkat et evlat
Her şeyi saklı tutuyorlar
Lağımdan aşağı atlasan daha iyi
Kendine bir mum yak
Sandalet giyme
Skandalardan kaçın
Bi serseri olmak istemezsin
Sakız çiğnesen iyi edersin
Tabancan da çalışmıyor
Çünkü haydutun teki kabzasını almış.

Friday, 28 September 2007

The Pretender

Ben kafanın içindeki sesim
Dinlemeyi reddettiğin
Ben yüzleşmek zorunda kaldığın yüzüm

Yüzüne yansımış

Ben geriye kalanım, doğru olanım

Ben düşmanınım

Ben seni dizlerinin üzerine çökerticek elim


Peki ya sen kimsin?

Ya diğerleri gibi olmadığımı söylersem?
Senin oyuncaklarından biri olmadığımı söylersem?
Numara yapan sensin
Ya asla pes etmeyeceğimi söylersem?

"Orada yukarda, kuzey batıda Rhein nehri akıyor ve efsane der ki Loreley (ölüm perisi) orada oturup ölüm getiren şarkılarını söylemiştir. Ama bugün orada çok daha ölümcül bir müzik olacak."
WE'RE GONNA ROCK AROUND THE CLOCK TONIGHT!

Wednesday, 12 September 2007

Jazz isst besser

Die Ärzte, (die beste Band der Welt) Kasım ayında ne hakkında olduğu henüz belirsiz konsept albümünü çıkarıcak.
Grup hakkında bilgisiz olanlar için kısa bi açıklama gerekli olabilir: Die Ärzte satanizmin yeni bi kolu olan Alman bir müzik grubudur. Hayranlarının (yani tarikat üyelerinin) gruba bağlılıklarını kanıtlamaları için ruhlarını Bela B.'ye, beyinlerini Farin Urlaub'a ve vücutlarını da Rodrigo Gonzalez'e satmaları gerekmektedir. Dinin esasları kısaca şöyle sıralanabilir:
+Her kadın (= yetişkin erkeğin zıddı, yetişkin dişi olan insan) konserlere en az bir adet sütyen getirip bunu törensel bi şekilde gruba kurban etmelidir.
+Her gün kahvaltıdan önce bir şişe Underberg veya kişinin antialkolik olması durumu halinde bir bardak süt tüketilmelidir.
+İstek parça olarak asla -ama ASLA- Paul der Bademeister adlı şarkı istenmemelidir.
+Die Prinzen adlı Alman pop grubunu açıkça sevmek, sevdiğini çaktırmak, şarkılarına orjinal sözleriyle eşlik etmek, o gruba para kazandıracak herhangi bir eylemde bulunmak büyük günahtır.

Albüm konusuna geri dönmek gerekirse ilk single olan Junge (oğlan/oğlum) şarkısının kendisi, sözleri ve sözlerinin çevirisi aşağıda verilmiştir:



Oğlum
Neden hiç ders çalışmadın?
Dieter'a baksana!
Onun bi arabası bile var
Neden Werner Amca'nın atölyesine gitmiyosun?
O sana kesin iş verir
Eğer ondan istersen

Oğlum
Şu kılık kıyafetine bi bak!
Pantolonunda delikler
Ve sürekli bu gürültü!
(Komşular ne diyecek?)
Ve sonra bi de saçların
Ne söyleyeceğimi bilmiyorum
Onları boyamak zorunda mısın?
(Komşular ne diyecek?)
Asla eve gelmiyosun
Seninle napıcamızı bilmiyoruz

Oğlum
Annenin kalbini kırma
Henüz çok geç diil
Hala üniversiteye yazılabilirsin
Eskiden hayvanları ne kadar severdin
Bu tam sana göre olmaz mıydı
Kendine ait bi muayenehane?

Oğlum
Şu kılık kıyafetine bi bak!
Burnunda delikler
Ve sürekli şu gürültü!
(Komşular ne diyecek?)
Elektronik gitarlar
ve aptal aptal sözler
Bunu kim dinlemek ister ki?
(Komşular ne diyecek?)
Asla eve gelmiyosun
Bu kadar kötü ilişkiler
Sana beş kuruş para bırakmicaz!
(Maliye Bakanlığı ne diyecek?)
Bunun sonu nereye varıcak?
Senin için endişelendiğimizi anlasana

Ve o kadar tatlı bi çocuktun ki...
O kadar tatlıydın ki...

Ve şu arkadaşların yok mu!
Hepsi uyuşturucu kullanıyo!
Ve sürekli bu gürültü
(Komşular ne diyecek?)
Geleceğini düşün
Aileni düşün
Ölmemizi mi istiyosun??




Wednesday, 5 September 2007

Half Jack

Yarı suyun altında
Yarı annemin kızıyım

Tartışmaya açık bir parça

Koleksiyonun tamamı

İstedikleri yarı fiyatına
Hastalıklı şöhrete
sahip evin yarı yolundayım

Yarı kazara
Yarı acıklı enstrümantal

Düşünecek çok şeyim var
Şaka mı yaptıklarını sanıyosunuz?

Gidip onu kışkırtmalısınız

Sanırım öğrenmenin tam zamanı

Yarı biyoloji, yarı ters gitmiş plastik cerrahi

Burada fazla kalır
san komik bi şeyler olduğunu fark ediceksin
Uzun zaman önce kara bir deliğin içindeydim
Engellemek için hapların olmadığı zamanlarda
Yarı Jill'im
Yarı Jack


İki yarım eşittir
İki şeytanın arasına bi haç

Gıpta edilecek bir parça değil

Ama eğer dinlersen

Yarımlar ve yarım olmayanlar
Arasındaki farkı anlarsın


Ama onu içeri aldığımda ilmiklerimin

Hastalandığını hissediyorum

Onu içimden temizleyip atmak istiyorum
Ama dedikleri gibi 'kan daha yoğundur'


Yüzümde annemi görüyorum
Ama sadece yolculuk ettiğimde

Koşabildiğim kadar hızlı koşuyorum

Ama Jack tökezleyerek peşimden geliyor

Ve eğer yeteri kadar cesur olursam

Onu atmanın bir yolunu bulurum

Ve o kadar uçuyorum ki
Ne sen ne de tüm sevgin beni indirebilir

83üne geldiğinde bile sihirli kelimeleri bulamadı

Bu gerçeği değiştirecek:

Yarı Jill'im

Yarı Jack


Eve giden yolu yarıladım
Yarı umutluyum

Bi çözüm yolunun bulunacağına dair
Çünkü bu kalabalıkla başa çıkabilecek kadar güçlü değilim

Beni yok edebilir

Ama vücudumu kurban etmeye hazırım

Eğer Jack parçamı içimden çıkarabilseydi!





**Bazı şeyleri açıklaması için: şarkıyı Amanda babası için yazdı

Wednesday, 22 August 2007

Hoist The Colors

Kral ve adamları
Kraliçeyi yatağından çaldı
Ve kemiklerine bağladılar onu.
Denizler bizimdir
Ve güçler adına

Dolaşıcağımız yerlerde dolaşırız


Yo, ho, hep beraber çekin
Çekin bayrakları göklere

İleri, ho, hırsızlar ve dilenciler

Bizler asla ölmeyelim


Bazı adamlar öldü

Bazıları hayatta kaldı

Ve diğerleri denizlerde yol alırlar hala

Kafesin anahtarıyla

Ve şeytana olan borcumuzla
Fiddler'ın Yeşilliği'ne yol alırız


Çan çalındı
sulu mezarında...
Ölümcül sesini duyuyor musun?

Biz bir çağrıyız herkese

Fırtınaya kulak verin
ve yelkenlerinizi eve çevirin!

Yo, ho, hep beraber çekin

Çekin bayrakları göklere

İleri, ho, hırsızlar ve dilenciler

Bizler asla ölmeyelim



-------------------------------------------------------

We're rascals, scoundrels, villains and knaves
Drink up me hearties, yo ho!
We're devils, black sheep, really bad eggs
Drink up me hearties, yo ho!

Yo ho, yo ho, a pirates life for me!