Tuesday, 24 November 2009
Communications with God
Tuesday, 24 March 2009
Tanrı gitmişti. Kaybolmuş, ölmüş ya da asla var olmamış gibi… İnsanlar kararsız, şaşkındı; aydınlık bir yolda birden biri ışıkları kapamış gibi, nereye gideceklerini bilemeden el yordamıyla ilerlemeye başladılar. Elektrikler kesilmişti. Sanki biri üzerlerinden giysilerini almıştı. Giysilerin orada olduğunun insanlar çok farkında değildir, ama yoklukları inanılmaz dikkat çekicidir. Daha önce Tanrı’nın varlığını fark etmeyenler bile çırılçıplak ortada kalınca yokluğunu fark etti.
Evlerden sessizlik ve değişim dalgalarının kokusu yükseldi. Kiliseler, sinagoglar ve camiler kapılarına ‘kapalıyız’ tabelaları astı, nazar duaları ve haçlar duvarlardan indirildi. Hıçkırıklar yükseldi, nereye sığınacaklarını bilemeyen insanların hayret dolu iniltilerine karıştı. Budistler omuz silkip Tanrı’nın daha yüksek bir biçime bürünerek yeniden doğmasını beklemeye başladılar.
Hükümetler milli güvenliği korumak için önlemler aldı; yatırımcılar hızla telefonlara uzanıp bankalara talimatlar yağdırdı. Çalışanlar yas ilan edip o gün işlerine gitmediler; işsizler evde oturmaya devam ettiler. Fakirler bundan sonra kime yakınıp kimlerden yardım isteyeceklerini bilemediler. Çocukların kafası karıştı; bazıları Noel’de istedikleri kırmızı bisikleti alamayacakları için ağladı, diğer çocuklar periler Tanrı sayılmadıkları için sevindiler ve dökülen dişlerini yastıklarının altına bırakmaya devam ettiler. Daha küçükleri omuz silkip oyunlarına devam ettiler; yetişkinler bir karar verseydi, Tanrı var mıydı yok muydu? Daha da küçükleri yokluğu fark etmediler bile, ayak parmaklarını yemeye çalışmaya devam ettiler.
Günahkârlar onları cehenneme mahkûm edecek kimsenin kalmamasına sevindiler. Hayırseverler yaptığı iyiliklerinin kendilerine getirilerinin olmayacağı için hayal kırıklığına uğradılar. Ayyaşlara içmek için sebep çıktı, ama Tanrı olsa da olmasa da onların hep bir bahaneleri olurdu zaten. Teistler nihilistlere 100’lük birer banknot uzattı. Hayalperestler dua etti, oportünistler çağın yeni ilahi kitabı üzerinde çalışmaya başladı. Ve tüm dinsizler, kâfirler ve küfürbazlar, kocaman kirli bir cam fanus olan bu diğer dünyanın içinde pörtlek gözleri ve hayretle açılmış ağızlarıyla dolanan balıkları ifadesizce kendi evlerinden seyrettiler.
Friday, 11 July 2008
NEIL GAIMAN'IN CANI SIKILMIŞ BİR KIZA YAPTIKLARI
Bir adet Thomas Disch hikayesi
(henüz okunmadı, ama reklamı iyi yapıldı)
(edit: okundu ve hiç de reklamında görüldüğü gibi olmadığı ortaya çıktı. lezzetli ama sağlıksız)
Şu an itibariyle ABD'de yayımlanmasına 11 hafta 3 gün 10 saat 18 dakika ve 12 saniye kalmış olan Graveyard Book'un kapağı (by Dave McKean). Kitabın kendi sitesi de bu.
ENDLESS'ların başlı başına bir din haline geldiğini öğrendim.
San Jose'un bir sokağının hep soğan halkaları gibi koktuğunu öğrendim. (Aslına bakarsanız tam olarak burda resmedilmiş olan sokak)
Daily Mail'in başlıkları hakkında bir şeyler öğrendim.
There is a rumour going around that I have found God. I think this is unlikely because I have enough difficulty finding my keys, and there is empirical evidence that they exist.Ve Neil'ın başlıkları da daha iyi değil. Bu "Holly'nin Doğum Günü Yazısı" başlıklı yazıdan. Terry Pratchett söylemiş.
Snorglable diye bi kelime varmış. Burda.
Ha! Take that, Mr. Gaiman!
Who's a cute little raccoon? You are! Yes, YOU are! Iddy-widdy-cooty-pooty-woo... Waitaminnit...
Saturday, 19 January 2008
Sunday, 14 October 2007
Google Tanrı mı?
Google'ın tanrı olduğunu 9 adımda şöyle kanıtlıyorlar:
#1: Google şimdiye kadar 'her şeyi bilen' bir varlığa en yakın şeydir ve bu bilimsel olarak kanıtlanabilir. Kendisine kayıtlı 9,5 milyar internet sitesiyle tüm diğer arama motorlarından daha üstündür. Ayrıca biglileri üstün PageRank özelliğiyle dizer ve biz ölümlüler için hazmedilebilir hale getirir.
#2: Google her yerdedir. Google aynı anda dünyanın her yerinde olabilir ve onunla her yerden bağlantı kurulabilir.
#3: Google dualara cevap verir. Arama motorunu kullanarak sorulara cevap bulabilir, O'na sorun, size cevabını verir, yolu gösterir; ama bundan sonrası size kalmıştır.
#4: Google potensiyal olarak ölümsüzdür.
#5: Google sonsuzdur. İnternet teorik olarak sonsuza kadar büyüyebilir ve böylece Google da sonsuza kadar büyüyebilir.
#6: Google her şeyi hatırlar. Google'ın önbelleği internetteki düşüncelerinizi ve söylediklerinizi sonsuza kadar kaydedebilir. Siz ölseniz bile, önbelleğe kayıtlı olanlar kalır ve böylece bir tür ahiret hayatı oluşturur.
#7: Google 'kötü yola düşemez'. Google'ın şirket felsefesi kötülük yapmadan para kazanabileceğini söyler.
#8: Google Trend'lere göre 'Google' kelimesi 'Tanrı', 'Allah', 'İsa', 'Buddha', 'İslam', 'Hıristiyanlık', 'Budizm' ve 'Musevilik' kelimelerinin toplamından daha fazla aranmıştır. İstatistik olarak görmek için buraya tıklayın.
#9: Google'ın varlığı tartışılmaz bir gerçektir. Google'ın varlığı şu ana kadar var olan tüm tanrıların varlığından daha kanıtlanabilirdir. Google tam burdadır. Kendiniz de gidip onun kutsal varlığına tanık olabilirsiniz, inanç gerekli değildir.
Bu grup hakkında daha fazla bilgi için yandaki resme tıklayın.
Eğer tanrının varlığıyla ilgili ya da bu dinin saçmalığıyla ilgili söyleyecekleriniz varsa buraya tıklayın.

İngilizce bilmeniz cevap alma ihtimallerinizi arttırabilir, ancak ciddiye alınma ihtimalinizi arttıracağından şüpheliyim.
Tuesday, 18 September 2007
Tanrı'ya dava açan adam
(kaynak: Hürriyet)
Wednesday, 12 September 2007
Jazz isst besser
Die Ärzte, (die beste Band der Welt) Kasım ayında ne hakkında olduğu henüz belirsiz konsept albümünü çıkarıcak.Grup hakkında bilgisiz olanlar için kısa bi açıklama gerekli olabilir: Die Ärzte satanizmin yeni bi kolu olan Alman bir müzik grubudur. Hayranlarının (yani tarikat üyelerinin) gruba bağlılıklarını kanıtlamaları için ruhlarını Bela B.'ye, beyinlerini Farin Urlaub'a ve vücutlarını da Rodrigo Gonzalez'e satmaları gerekmektedir. Dinin esasları kısaca şöyle sıralanabilir:
+Her kadın (= yetişkin erkeğin zıddı, yetişkin dişi olan insan) konserlere en az bir adet sütyen getirip bunu törensel bi şekilde gruba kurban etmelidir.
+Her gün kahvaltıdan önce bir şişe Underberg veya kişinin antialkolik olması durumu halinde bir bardak süt tüketilmelidir.
+İstek parça olarak asla -ama ASLA- Paul der Bademeister adlı şarkı istenmemelidir.
+Die Prinzen adlı Alman pop grubunu açıkça sevmek, sevdiğini çaktırmak, şarkılarına orjinal sözleriyle eşlik etmek, o gruba para kazandıracak herhangi bir eylemde bulunmak büyük günahtır.
Albüm konusuna geri dönmek gerekirse ilk single olan Junge (oğlan/oğlum) şarkısının kendisi, sözleri ve sözlerinin çevirisi aşağıda verilmiştir:
Neden hiç ders çalışmadın?
Dieter'a baksana!
Onun bi arabası bile var
Neden Werner Amca'nın atölyesine gitmiyosun?
O sana kesin iş verir
Eğer ondan istersen
Oğlum
Şu kılık kıyafetine bi bak!
Pantolonunda delikler
Ve sürekli bu gürültü!
(Komşular ne diyecek?)
Ve sonra bi de saçların
Ne söyleyeceğimi bilmiyorum
Onları boyamak zorunda mısın?
(Komşular ne diyecek?)
Asla eve gelmiyosun
Seninle napıcamızı bilmiyoruz
Oğlum
Annenin kalbini kırma
Henüz çok geç diil
Hala üniversiteye yazılabilirsin
Eskiden hayvanları ne kadar severdin
Bu tam sana göre olmaz mıydı
Kendine ait bi muayenehane?
Oğlum
Şu kılık kıyafetine bi bak!
Burnunda delikler
Ve sürekli şu gürültü!
(Komşular ne diyecek?)
Elektronik gitarlar
ve aptal aptal sözler
Bunu kim dinlemek ister ki?
(Komşular ne diyecek?)
Asla eve gelmiyosun
Bu kadar kötü ilişkiler
Sana beş kuruş para bırakmicaz!
(Maliye Bakanlığı ne diyecek?)
Bunun sonu nereye varıcak?
Senin için endişelendiğimizi anlasana
Ve o kadar tatlı bi çocuktun ki...
O kadar tatlıydın ki...
Ve şu arkadaşların yok mu!
Hepsi uyuşturucu kullanıyo!
Ve sürekli bu gürültü
(Komşular ne diyecek?)
Geleceğini düşün
Aileni düşün

Ölmemizi mi istiyosun??


