Showing posts with label Neil Gaiman. Show all posts
Showing posts with label Neil Gaiman. Show all posts

Saturday, 11 April 2009

Günün lafı

Being a writer of fiction isn't like being a compulsive liar, honestly. It takes craft and care, and it's much easier not to do it.

-Neil Gaiman


Ayrıca; gecikmiş bir 1 Nisan haberi

Fiction World Rocked as Woman Claims No Sexual Attraction to Neil Gaiman

Friday, 11 July 2008

NEIL GAIMAN'IN CANI SIKILMIŞ BİR KIZA YAPTIKLARI

Evet bugün canım sıkıldığında dedim bi bakıyım şu bizim Neil n'apıyo ve Journal'ında şunları buldum:

Bir adet Thomas Disch hikayesi

(henüz okunmadı, ama reklamı iyi yapıldı)
(edit: okundu ve hiç de reklamında görüldüğü gibi olmadığı ortaya çıktı. lezzetli ama sağlıksız)

Şu an itibariyle ABD'de yayımlanmasına 11 hafta 3 gün 10 saat 18 dakika ve 12 saniye kalmış olan Graveyard Book'un kapağı (by Dave McKean). Kitabın kendi sitesi de bu.

ENDLESS'ların başlı başına bir din haline geldiğini öğrendim.

San Jose'un bir sokağının hep soğan halkaları gibi koktuğunu öğrendim. (Aslına bakarsanız tam olarak burda resmedilmiş olan sokak)

Daily Mail'in başlıkları hakkında bir şeyler öğrendim.
There is a rumour going around that I have found God. I think this is unlikely because I have enough difficulty finding my keys, and there is empirical evidence that they exist.
Ve Neil'ın başlıkları da daha iyi değil. Bu "Holly'nin Doğum Günü Yazısı" başlıklı yazıdan. Terry Pratchett söylemiş.

Snorglable diye bi kelime varmış. Burda.

Ha! Take that, Mr. Gaiman!

Who's a cute little raccoon? You are! Yes, YOU are! Iddy-widdy-cooty-pooty-woo... Waitaminnit...

And last but not least... The Conversation

Saturday, 17 May 2008

Dream

Absolute Sandman'in 3. sayısının kapağı. Söylenicek başka ne kaldı ki?

Kaynak: www.neilgaiman.com

Saturday, 26 April 2008

A drop of literature...

lost inside Neil Gaiman's Crazy Hair


Wednesday, 28 November 2007

The Passenger

Fildişi kapılarından geçen rüyalar yalandır, hiledir, sanıdır. Diğeri, ancak gerçeği kabul eder.

Rüyalar hakkındaki en güzel şey, anlık olmalarıdır.
Bir rüya sadece bir kez görülür ve sonra, unutulur. Onlara değer veren de budur, o ana ait olmaları, kayganlıkları, elle tutulamazlıkları... Ama eğer hatırlarsan, bir parçasını bile, değerlidir. Unutulabilir, her an tekrar kaybedilebilir, küçük, kırılgan bir parça...

Bir yolcuyum. Rüyalarınıza doğru hareket ediyorum. Rüyalarınıza biniyorum.
Manhattan'da çelik perçinli, pamuk şeker gibi kokan bir ejderhaya biniyorum. Kısacası otobüsle yolculuk ediyorum. Yeni yolcuyu fark etmeyen bir çift var arka koltukta. Önde oturuyorum ve şoförle sohbet ediyorum. Delawate Eyaleti'ne yaklaşırken, rüya sahibi, küçük sabırsız bir köpek, çoktan unutulmuş geçmiş bir yaşamda meçhul istikametlere yelken açtığı seferleri görüyor rüyasında. Okyanusun tuzlu dalga serpintileri yüzümü acıtıyor.
Rüyalarda ilerliyorum. Matthew'a yaklaşırken mücevheri hissediyorum.

Uyuyan çocuklarım. Rüyanızın içinde bir yolcunuz oldu ve siz, bunu asla bilmediniz.

dream
"...Ve ancak O'nun rüyalarının bir parçası olduğunda bilirsin ki, artık gerçek değilsindir."

Çok uzun boylu, çok güzel ve çok mesafeliydi. ... Pelerini gece yarısının bir parçası gibi rüzgarda uçuşuyor ve gözleri ikiz yıldızlar gibi parlıyordu. Dünyayı dolduruyor gibiydi.