Showing posts with label delilik. Show all posts
Showing posts with label delilik. Show all posts

Saturday, 13 March 2010

Madem sordunuz, söyliyeyim...

Gittiğim her ülkede Türkiye'de üniversitelere kapalıların girmesi, türban falan gibi konular hakkında ne düşündüğümü sorulmasından sıkıldım. Asıl can sıkıcı olan kısmı da ülkemi savunmak zorunda kalmam. Ne haltını savunuyorum ki?


Ama düşüncelerimi söyliyeyim: Sokakta başı kapalı 14 yaşında bir kız görünce kendimi saldırıya uğramış hissediyorum, çünkü o kızın suratına bakınca babasının, abilerinin, amcalarının, dedelerinin hepsinin küçük kızlarına bakınca cinsel şeyler düşünen iğrenç sapıklar olduklarını, ve fantezilerini asla gerçekleştiremeyecekleri için kızı paketleyip dünyaya öyle saldıklarını görüyorum -salarlarsa şayet-. İsteyerek kapanan kadınların da erkekleri bu şekilde gören dar kafalı gerizekalılar olduklarını düşünüyorum. Ayrıca bir insan kendine bunu neden yapar, buna da bir anlam veremiyorum.


"Ama onların da istedikleri gibi dolaşmaya hakları var" diyenlere de buradan kocaman bir siktir çekmek istiyorum. Hakları olabilir, ama benim toleransım yok.

Thursday, 8 October 2009

Art is MADNESS - it's like a contagious disease!


For a poet is an airy thing, winged and holy, and he is not able to make poetry until he becomes inspired and goes out of his mind and his intellect is no longer with him. As long as a human being has his intellect in his possession he will always lack the power to make poetry or sing prophecy.

Plato - ION

Sunday, 24 February 2008

Taşlar

Richard Shelton

Yaz geceleri dışarı çıkıp taşların büyümesini seyretmeyi severim. Bence burada, çölde, sıcak ve kuru yerde, daha iyi büyüyorlar. Ya da belki de genç olanlar burada daha hareketli.
Genç taşlar büyüklerin onlar için iyi olduğunu inandıklarından daha hareketli olma eğilimindedir. Çoğu küçük taşın, ebeveynlerinin de bir zamanlar sahip olduğu, ama uzun yıllar önce unutulmuş bir tutkusu vardır. Ve bu tutku suyla ilişkilendirildiği için, ondan asla söz edilmez. Yaşlı taşlar sudan hiç haz etmez. "Su asla bir yerde bir şeyler öğrenecek kadar uzun süre kalmayan bir at sineğidir" derler. Ama genç olanları, yavaşça, büyüklere fark ettirmeden kendilerini büyükçe bir akıntının fırtınalı bir yaz gecesinde onları yanlamasına ve fark edilmeden yakalayıp kuru bir nehir yatağından aşağı itmelerini sağlayacak bir pozisyonda yerleşmeye çalışırlar. Bu eylemin olası tehlikelerini görmezden gelerek yolcluk etmek, dünyayı görmek ve evlerinden, ailelerinden uzak, kendilerine ait kendi saltanatlarını kurabilecekleri bir yere yerleşmek isterler.
Ve taşlar arasındaki aile bağları çok sıkı olsa da, pek çoğu başarılı olmuştur. Üstelik bu taşlar çocuklarına bu akıntının içinden geçen, tehlikeli, yarım kilometre uzunluğunda, çoğu taşın hayal bile edemeyeceği kadar uzaklara bir yolculuk ettiklerini kanıtlayan yaralar taşırlar. Yaşları ilerledikçe bu gizli maceraları hakkında hava atmaktan vazgeçerler.
Yaşlı taşların çok tutucu oldukları da doğrudur. Her türlü hareketi ya tehlikeli ya da düpedüz günah olarak sınıflandırırlar. Rahatça oldukları yerde kalır, çoğunlukla da şişmanlarlar. Aslına bakılırsa şişmanlık, seçkinliğin bir göstergesidir.
Yaz gecelerinde, gençler uyuduklarında, ihtiyarlar o ciddi ve korkutucu konuya döner: Ay'a. Fısıltıyla bahsederler ondan. "Bakın! Nasıl da parlıyor ve göğün etrafında dönüyor, sürekli şekil değiştirerek," diyor biri. "Bizi nasıl çektiğini hissedin, bizi nasıl onu takip etmeye zorladığını," diyor bir diğeri. Ve bir üçüncüsü fısıldıyor, "bu çıldırmış bir taş."

Friday, 1 February 2008

Im Namen des Wahnsinns - Konstantin Wecker

*Wahnsinn = (kelime anlamıyla) kuruntulu akıl (gerçek anlamıyla) delilik, çılgınlık

Çılgınlık adına
tutuklusunuz
çok yüksek sesle
ve çok derinlemesine düşündünüz

Çılgınlık adına
karanlığa büründünüz
Düşünmenize gerek yok, zaten düşünüldünüz

Çılgınlık adına
hüküm giydiniz:
Zaman zaman kendinizle uğraşmışsınız

Çılgınlık adına
güldünüz
ve bundan zevk aldınız!

Çılgınlık adına
kendini biraz olsun aydınlatanlar
yok edilecek!

Evet, çılgınlık gecenin içinde ilerliyor sinsice
Bütün bu kuruntular aklımızı başımızdan aldılar
Soğuktan bir palto giymiş
Çünkü üşüyenlere daha kolay hükmedilir

Evet, çılgınlık gecenin içinde ilerliyor sinsice
Kendine adalet ve güç diyor
Güneşi kovuyor
Zamanı söndürüyor
ve bizi gerçeklikten çalıyor